Skip to content
-
Subscribe to our newsletter & never miss our best posts. Subscribe Now!
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
  • https://t.me/
  • https://www.instagram.com/
  • https://youtube.com/
Ikizdere Haber

Ikizdere Haber son dakika haber merkezi

Ikizdere Haber

Ikizdere Haber son dakika haber merkezi

  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
  • ANA SAYFA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • TEKNOLOJİ
  • TANITIM
  • İLETİŞİM
Subscribe
Close

Search

EğitimEkonomiHaberSağlıkTeknoloji

Osman Özarslan ile Hafriyat üzerine

By Yusuf Yıldız
13 Haziran 2026 2 Min Read
Osman Özarslan ile Hafriyat üzerine için yorumlar kapalı

Osman Özarslan ile Hafriyat üzerine Posted on 13 Haziran 2026 13 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Türkiye, geçmişin ve bugünün sert gerçekliği arasına sıkışmış, sürekli kendi üzerine yeni katmanlar ekleyen uçsuz bucaksız bir bellek sahasıdır. Bu coğrafyada katmanlar arası geçişlerin hızı, bizi tutarlı bir görme zemininden mahrum bırakırken, hatırlama süreçlerimizin sürekliliğini sağlayan eksenleri de kırıyor, bunun sonucunda ortaya çıkan yabancılaşma belleğimizi benliğimizden uzaklaştırarak sınırları muğlak bir öznellik inşa ediyor. Yazar akademisyen Osman Özarslan’ın ilk romanı ’Hafriyat’ İletişim Yayınları’ndan çıktı. Roman resmi tarihin dışında kalan yaşam anlatılarını, ötelenmiş sesleri ve görünmez kılınmış geçmişleri bugünün çatlaklarından yankılandırarak okuru bastırılmış tarihin altındaki görünmez yaşam parçalarıyla tanışmaya ve yüzleşmeye davet ediyor. Özarslan, ‘definecilik’ olgusunu zenginleşme hayali ya da taşra meşgalesi olarak değil bu toprakların asli sahiplerinden devralınan dilsiz mirasa hoyratça ve çaresizce tutunma çabasını anlatırken, bugünün insanının köklerini bilmediği ya da adını koyamadığı geçmişiyle çarpık bir ilişki kurduğunun altını çiziyor. Hafriyat, okuru Türkiye’nin bitmek bilmeyen ‘şimdi’si ile kadim ‘geçmiş’i arasındaki tekinsiz boşlukta yürütürken bize hatırlamanın bir lütuf değil, ağır bir işçilik olduğunu fısıldıyor. 16 yıllık bir demlenme süreci ‘…. bizim son derece travmalarla dolu unutulmuş hatırlanmayı bekleyen hastalıklı bir hafızamız var. O yüzden kitabın adı Hafriyat ve buraları kazıp çıkartmamız gerektiğini düşünüyorum.’’ Kitabın sonunda, yazım sürecinin 2008 yılına kadar uzandığını görüyoruz. Bu kadar uzun bir süre bir metinle yaşamak karakterlerin ve mekânın sizin zihninizde nasıl bir evrim geçirmesine sebep oldu? Buradaki karakterlerin tamamı gerçek hayatta varlar ve olayların tamamı da neredeyse gerçek olaylar, yaşayanların hatırasına saygısızlık etmemek için mekânların ve kişilerin isimleriyle oynadım ve zamanda kaymalar yaptım. Sorunuzu buradan yanıtlamaya başladım çünkü Burdur Çavdır’da doğdum. Birkaç cümle ile anlattığım şeyler benim hayatımın parçası. Bir de teknik bir mesele var, metni öncesinde kısa film sonrasında uzun metrajlı film olarak tasarladım, fakat Kültür Bakanlığı’ndan gerekli destekler alınamayınca romana dönüştü. Dolayısıyla, bu zaman karakterler üzerinden anlatmak istediklerimi bir çocuk gibi büyüttüğüm bir süreçti. Tanıdığım insanların hayatlarına, on altı yıl boyunca daha derinden gözlemleyerek baktım; onların neden böyle bir kader yaşıyor olduklarını anlamaya çalıştım. Zaten bu yüzden adı Hafriyat. Marks’ın 18 Bruimere’de söylediği gibi  ‘Genç kuşaklar sürekli önceki kuşakların hayaletleri, karabasanları ile mücadele etmek zorunda kalırlar’. Taşrada bu biraz daha fazladır dolayısıyla biz bir bakiyenin üzerine geliyoruz. Hafriyat’ta bunu anlatmaya çalıştım aslında, Roma Dönemi’nden başlayan çok alakasız gibi görünen bir hikâye sonrasında II. Meşrutiyet’te başka bir hal alıyor, Cumhuriyet, 90’lar ve 2000’ler arası başka başka bağlamlar kazanıyor, işte bir kaderin hikâyesini tüm bu dönemler boyunca anlatmaya çalıştım . Bu anlamıyla talihsiz bir coğrafyada yaşıyoruz Roma’nın en kıyıcı imparatorları bu topraklarda yaşadı, Persler ve Yunanlılar bu topraklarda savaştı. Osmanlı, benim anlatmaya çalıştığım Teke Yöresinin üzerinden defalarca geçti. Bu topraklarda yüzyıllar boyunca insanlar kıyıma uğradı. Alevi oldukları için, tahtacı oldukları için, vergi vermedikleri için, askere gitmek istemedikleri için ve bunun sonucunda bizim son derece travmalarla dolu unutulmuş hatırlanmayı bekleyen hastalıklı bir hafızamız var. O yüzden kitabın adı Hafriyat ve buraları kazıp çıkartmamız gerektiğini düşünüyorum. “Hatırlamak kolektif bir iştir” ‘ ’Bir sürü sebepten dolayı bizim hafızamız defalarca kez formatlanmış.II. Meşrutiyet, Cumhuriyet ve sonrasında zaten Osmanlı’nın belirli kurumları hariç pek kayıt

Author

Yusuf Yıldız

Follow Me
Other Articles
Previous

Bitcoin ETF’lerinde Tarihi Dönüm Noktası: 2 Trilyon Dolarlık Eşik Aşılıyor

Next

bianet çalışanları Kürt Dili Gününü Kürtçe şarkılarla kutluyor

SON YAZILAR

  • Havuz kullananlar dikkat: Kulakta kalan su enfeksiyona yol açabilir
  • Redmi K100 Pro Özellikleri ve Tanıtım Tarihi Belli Oldu
  • ABD-İran çatışması Akdeniz’e uzandı
  • İnsanlığın geleceği için radikal plan: Gezegen nüfusu yarı yarıya düşürülecek
  • Ülke karışınca Türkiye harekete geçti: Komşuya karşı 6 kilometre çelik duvar çekti
  • Üzerine konteyner devrilen işçi öldü
  • Commerzbank’tan bankacılık ve TL riskleri uyarısı
  • Umman’ın Hürmüz Boğazı planı çöktü: İran’dan ortak yönetime veto
  • Sinem Dedetaş kimdir, kaç yaşında, nereli? Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş neden gözaltına alındı?
  • Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile görüştü

Sayaç

Kategoriler

  • Eğitim (1.011)
  • Ekonomi (84)
  • Haber (361)
  • Sağlık (118)
  • Teknoloji (60)
Copyright 2026 — Ikizdere Haber. All rights reserved. Blogsy WordPress Theme
Office Lisans Satın Al